Hosgeldiniz

YORUM

NUKLEER ENERJI: SEYTAN BUNUN NERESINDE?

(14 Mart 2000)

Yonetim

Yorum

Elektrik Pazari

Haberler

Kaynaklar

Teknoloji

Ozgecmisim

Isletme ve Bakim

E-Mail

Degerli okurlar, bugunlerde Turkiyede nukleer enerji santrali seciminde son safhaya gelinmis gibi gorunuyor (daha dogrusu Ekim 1999'dan beri yerimizde sayiyoruz).  Medyadan gorebildigim kadariyla nukleer santrallar konusunda yalan-yanlis fikir yurutuluyor. Yaklasik 20 senedir nukleer, termik ve hidroelektrik santrallarin teknik ve ekonomik incelenmesinde calistigim icin assagidaki kisa yorumu hazirlamayi gerekli gordum.  Faydali bulacaginizi umarim.  Onumuzdeki gunlerde detayli bir yaziyi "Teknoloji" bolumunde yayinlayacagim.    

Herseyden once kesinlikle soyleyebilirimki, nukleer enerji en pahali elektrik uretim teknolojisidir. Bugun icin (yakit temini mumkunse) dogal gazdan elektrik uretimi en ucuza mal olmaktadir.  Bunu hidroelektrik ve komur takip eder.  Nukleer enerji de birim basina (kWh) en pahalisidir (Bakiniz: Nukleer Enerjinin Maliyeti).  Kuzey Amerikadaki  nukleer santrallarin yuksek insa ve isletme maaliyetleri bircok elektrik firmasini buyuk maddi sikintiya sokmustur.  Son yillarda elektrik uretimi konusunda Kuzey Amerikayi rekabetci pazara gecisi zorlayan sebeplerin basinda gaz turbinlerinin ucuzlugu ile nukleer enerjinin pahaliligi gelmektedir. 

Cevre problemine gelince, normal isletim halinde nukleer santral cevreye en az zarar veren teknolojidir.  Ancak en kucuk bir sizinti (dogaya ve insan sagligina etkisi yok denecek kadar olsa bile) medyada buyuk olay yaratmaktadir.  Bu acidan bakinca, Akkuyu'da insa edilecek bir santraldan kucuk bir sizinti yabanci ulkeler tarafindan (ozellikle Yunanistan, Guney Kibris ve Suriye tarafindan)  Akdeniz sahillerimizde radyasyon tehlikesi abartmasi ile aleyhte propogandaya dunusturulecektir.  Ulkemize buyuk doviz getiren Akdeniz turizmini boyle bir riske atamayiz.  Ayrica,  kazasiz sekilde normal omrunu tamamlamis bir nukleer santralin cevresel tehlikesi devam eder.  Kullanilmis yakit ve reaktorler asirlarca radyasyon yaymaya devam ettikleri icin bunlarin uzun sure guvenilir sekilde saklanmasi gerekir.  Ancak tam guvenirligi olan depolama teknolojileri henuz gelistirilememis durumda. Parasal olarak da, eskimis santrallarin radyasyondan arindirilmasi ile yakit ve reaktorun uzun sure saklanmasi nukleer santrallarin toplam maliyetini onemli olcude arttirmaktadir.

Zelzeleye dayanikligina gelince, bunu bir problem olacagini sanmiyorum.  Nukleer santrallar bolgede olabilecek en yuksek derecedeki zelzele, fuze isabeti, ucak kazasi, kasirga gibi ihtimallere karsi ve bunlarin birkacinin birden olabilecegi dusunulerek insa ediliyor.  Dolayisiyla zelzele kaygisi bence abartiliyor.

Kimi nukleer enerji taraftarlari Turkiyenin bu sefer de nukleer santraldan vazgecmesi ve ilerde tekrar ihale acilmasi halinde hicbir firmanin ilgilenmeyecegini iddia ediyorlar.  Onumuzdeki 10-15 sene icin nukleer santral piyasasinin duzelecegi hic gorulmuyor.  Bu durumda firmalar $ kokusunu aldiklarinda kosarak geleceklerdir.  Bundan hic suphemiz olmasin.  Kimileri de kaynak cesitlendirilmesi icin nukleer santrallarin gerekli oldugunu savunuyorlar.  Insa edilse bile ilk santral bittiginde bunun Turkiyenin toplam uretim gucundeki payi ancak %5'i civarinda olacaktir, yani "devede kulak" cinsinden bir pay.  Son olarak, nukleer teknolojiyi ogrenmenin (sanirim ozellikle nukleer silah yapiminda kullanilmasi icin) faydali olacagini soyleyenler var.  Bu basta Yunanistan olmak uzere komsularimizin da ayni yonde hareketine yol acacak.  Bu bence gelecek nesiller icin cok yanlis bir adim olur.  

Ozetleyecek olursam, ben oncelikle maliyet ve cevre kirlenme ihtimali dolayisiyla Turkiyede nukleer santral yapilmasinin simdilik dogru olmayacagini dusunuyorum.  Ilerde yeni bir nukleer teknolojisi gelistirilirse tekrar gozden gecirip karar vermeliyiz.  Batinin senelerce kullanip, simdi terk etmeye basladigi bu teknolojiyi bizim almamiz dogru olmayacaktir.