Hosgeldiniz

HABERLER

 ILKOKUL OGRETMENIMI KAYBETTIK

(28 Aralik 2005)

Yonetim

Yorum

Elektrik Pazari

Haberler

Kaynaklar

Teknoloji

Ozgecmisim

Isletme ve Bakim

E-Mail

Agustos 2005’in son gunleriydi; isyerinde calisiyordum. Kucuk oglum telefonla aradi.  Ilk okul sinif arkadaslarimdan biri evime telefon etmis ve ogretmenimiz Cevat Guc’un rahmetli oldugunu bildirmis.  Hemen ailesini aradim ve esi Fahriye Hanima bassagligi diledim.  Cevat Bey Altinoluktaki yazliklarinda denizden ciktiktan sonra kalp krizinden aniden vefat etmis. Emek verdigi bircok ogrenci ve benim icin cok degerli bir insandi.  Allah rahmet eylesin.

Bugune kadar dort kisi hayatima olumlu yonde buyuk katkida bulundular:  Annem, babam, ilk okul ogretmenim Cevat Guc ve beni Kanada’ya davet eden Prof. Hans Leutheusser.  Annemin haricindekilerin ucu de 1926’da dogmuslar.  Bunlardan Prof. Leutheusser 2003'de, Cevat Bey de 2005'de aramizdan ayrildi.  Allah gecinden versin, erkeklerden geriye bir babam kaldi. 

“Bir Tatilin Ardindan (2002)” ve “Bir Tatilin Ardindan (2004)” yazilarimda ogretmenimden bahsetmistim.  Assagidaki yazimda bu degerli insani size biraz daha tanitmak istiyorum:

Kucuklugumde babamin meslegi dolayisiyla surekli yer degistirirdik. 1960 senesinde Balikesir'in Susurluk kazasina vardigimizda Beşeylul Ilkokulunun 4'ncu sinifina kayit oldum. O gune kadar zar-zor siniflari geciyordum. Resim ve spor haricinde dersler ile ilgilenmiyordum. Susurlukta karsima cok disiplinli Cevat Güç isimli bir ogretmen cikti. Cevat Beyin sinifta kimseye dayak attigini hatirlamiyorum ama ondan cok cekiniyordum. Okulumuz butun gun oldugu icin cocuklarin buyuk kismi oglen saatlerinde evlerine yemege gidiyordu. Ancak benim basarisizligim dolayisiyla ogretmenim bazen eve gitmeme cezasi verirdi. Disiplinli olmanin yaninda ogretmenimin cok onemli bir ozelligi daha vardi: Mukemmel ders anlatiyordu. O gunun imkansizliklari icinde bize hayat bilgisi dersini filmlerle ogretti. Ataturk ve kurtulus savasini anlatirken onu hayranlikla dinlerdim. Kisa zamanda ozellikle aritmetik ve tarih derslerini sevmeye basladim. Resim cizmeye de devam ediyordum. Renkli kalem almaya imkanimiz olmadigi icin beni resim dersinde ailesi zengin bir kizin yanina oturtur onu kalemlerini kullanmami saglardi. Onemli gunlerde okul duvarlarina asilmak uzere Ataturk resimlerini cizme gorevini cogu kere bana verirdi. 1961 yilinda sehir merkezinde Cumhuriyet Bayramini kutlama toreninde bana da siir okutmustu. Buyuk bir cosku ile okurken herhalde nefesimi gogsumde cok tutmusum ki yuzlerce insanin ortasinda pantalonum yere dustu.  Yine de buyuk bir kalabaligin onunde siir okuyabildigime cok sevinmistim.  Sonucta cekingen ve basarisiz bir ogrenci iken, ogretmenimin verdigi egitim ve imkanlarla kendime guvenim artti. Ilerki senelerde fazla zorlanmadan egitimimi tamamladim. Ailemden sonra bana en cok yardimi dokunan ve egiten kisinin ilkokul ogretmenimin oldugunu soyleyebilirim.

2002'de tatil icin Istanbula geldigimde Susurluga gidip onu ziyaret ettim.  Cok guzel bir gun gecirdik. Birlikte okuluma ve sinifima gittik. Bana "sen sinifin en zekisi degildin ama en efendisiydin" dedi; cok hosuma gitmisti ("sinifin en akillilarindandin" dese belki daha da sevinecektim ama durust ogretmenim dogru soyluyordu). Ayrilirken, "Mahir, bana torunlarimi ne zaman getireceksin?" diye sordu. Mete (23) ve Onur (19) isimli iki oglum var. Her ikisine de ogretmenimden cok bahsetmistim, onlar da ogretmenimi merak ediyorlardi. 2004'de Onur'u alip Turkiye'de Tarih turuna ciktik. Ankara/Anitkabir, Eskisehir/Inonu, Afyon/Kocatepe, Dumlupinar ve Izmir'i ziyaret ettik. Kurtulus savasi ile bize onurlu ve bagimsiz Turkiye Cumhuriyetini armagan edenleri muhtesem tarihi mekanlarda defalarca ve sukranla andik. Onlarin torunlari olmanin onurunu doyasiya hissettik. Gezimizin son gunu olan 15 Agustos 2004'de ogretmenimi ziyarete gittik. Hayallerim gerceklesmisti.  Cevat Ogretmenim ile ogullarimdan en azindan biri ile tanistirabilmistim. Oglum hic gormedigi ancak ona oz dedesi gibi sevgi ile sarilan, benim ve dolayisiyla cocuklarimin hayatina yon veren insan ile tanisma sansina sahip oldu. O buyuk sehirlerin karmasasindan uzakta, Anadoluda hala temiz Turk insaninin varligina, sevgisine ve ictenligine sahit oldu. 54 yasina gelmis ben bile cocuklar gibi heyecanli ve mutluydum. Yanindan ayrilirken, birkac sene once anjiyo oldugunu, yakinda Istanbuldaki kalp doktoruna gidip tekrar muayane olacagini soylemisti. Hatta "Parcalarim yenilendi, ben artik genclesiyorum, Mahir" demisti. Gercekten 2002'e kiyasla daha zinde gorunuyordu.

 
Cevat Guc ogretmenim ve esi Fahriye Hanim evlerinin bahcesinde (2002)


Yaklasik bir sene aradan sonra 1 Agustos 2005'de kalp krizinden rahmetli oldugunu ogrendim. Cok uzuldum ancak tesellim hic olmazsa onu kucuk oglumla tanistirmak oldu. Senelerce once amator olarak heykel ve seramik ile ugrasmistim. Cocuklarin egitimi ve islerim dolayisiyla yaklasik yirmi senedir elime kil almamaistim.. Vefati uzerine konusurken cocuklarima  "Cevat Bey heykeli dikilecek bir insandi" dedim.  Onlar da "Oyleyse sen neden onun heykelini yapmiyorsun?" dediler.  Aletlerimi arayip buldum ve yaklasik alti hafta gece ve hafta sonlari calisarak ve elimdeki birkac fotografla kilden yaptim ve evimin arka bahcesindeki en guzel koseye yerlestirdim. Ilisikte bu heykelin yakindan ve uzaktan fotograflarini goruyorsunuz. Kasim ayinda yagmurlar baslayinca evin icine aldim ve girisin karsisina yerlestirdik.  Ayrica epeyce ugrastan sonra  plastikten iki kopyasini da cikarttim. Birisini gelecek sene Susurluga gidip ailesine teslim edecegim.  Digerini isyerindeki ofisime koydum.  Kanadali meslektaslarim senelerdir masamin uzerinde duran Ataturk resmini artik tanir oldular ama bir ilkokul ogretmeninin helkelini yapip odama koymama cok sasiriyorlar.  Bu da hem bir Turk ogretmenine verilen kiymeti gostermek acisindan hem de onun  heykelini yapabilmis olmak dolayisiyla bana buyuk haz ve gurur veriyor. 

Ben ve oglum Onur Cevat Beyin heykeli ile bahcemizde (2005)

Cevat Beyin heykelinin yakindan gorunusu (2005)

Yazimi bitirirken, esi Fahriye Hanim ogretmene ve cocuklarina tekrar bassagligi diliyorum, onun gibi ogrencilerinin egitimine gonulden emek veren butun ogretmenlerimize sukranlarimi sunuyorum, Basogretmen Mustafa Kemal Ataturk'un ve ogretmenim Cevat Guc Bey'in anilari onunde saygiyla egiliyorum .....

Mahir Aydin