Hosgeldiniz

HABERLER

 BIR TATILIN ARDINDAN (2006)

(14 Ocak 2007)

Yonetim

Yorum

Elektrik Pazari

Haberler

Kaynaklar

Teknoloji

Ozgecmisim

Isletme ve Bakim

E-Mail

3 Haziran gunu Munih uzerinden Istanbula vardim.  Babamlarla biraz hasret giderdikten sonra 4 Haziranda Balikesir’in Susurluk ilcesindeki rahmetli ilkokul ogretmenimin ailesini ziyarete gittim.  2005 yili icin yazdigim hatiralarimda acikladigim gibi cok degerli ogretmenimin vefatini ogrenince elimdeki fotograf ve videolara bakarak onun kilden bir bustunu yapmis ve plastikten iki kopyasini cikartmistim.Ziyaretimde bu kopyalardan birini ogretmenimin esi Fahriye Hanim ve oglu Erkan Beye teslim ettim. Yerel gazetenin iki temsilcisi ile ilkokuldan sinif arkadasim Bulent Gul ve ailesi de oradaydi.   Sonra birlikte mezarliga gittik.  Temiz ve duzenli bir mezarligin icindeki aile kabrinde egitim ordusunun yorulmaz neferi, degerli ogretmenim ebedi istirahatindeydi.  Hayatima yon veren insanlardan biriydi.  Ben ve ailem onu hep saygi ile anacagiz. Ruhu sad olsun. 

Mezaliktan ayrilirken sehitligi de gezdik.  Ne buyuk acidir ki ulkemizin her kosesinde teroristlere kurban verdigimiz guvenlik kuvvetlerimiz icin boyle sehitlikleri yirmi senedir yapmak zorunda kaliyoruz.  Mezarlik donusunde ogretmenimin kucuk ve sevimli bahcesindeki cardak altinda yemegimizi yedik.  Ayrilmadan once kendisi de emekli ogretmen olan Fahriye Hanim ailem icin aldigi altin bilezikleri ve lirayi hediye etti.  Bunu dogrusu hic beklemiyordum.  Emekli maasindan biriktirdikleri ile boyle degerli hediyeler almasina gercekten cok uzuldum.  Bizim icin onlarin asil degeri anilarinda sakli olacak.  Kanadaya donusumde hediyeleri cerceveletip oturma odasina astik.

Ayni gunun aksami Bulent arkadasim ile Susurluktan ayrilip once Bursaya, oradan da otobusle Istanbula dondum.  Unutulmayacak gunlerden biri oldu.

Ogretmenimin mezari basinda esi Fahriye Hanim

Rahmetli ogretmenimin evinde: Esi Fahriye Hanim  (onde heykel ile),

 oglu Erkan Bey (en arkada) ve arkadasim Bulet Gul, esi ve kizi

25 Agustos 1922 gecesi Mustafa Kemal Ataturk, silah arkadaslari ve 120 bin kisilik Turk ordusu Suhuttan hareketle guneyden Kocatepeye cikmis ve 26 Agustos sabahi Turkun son bagimsizlik savasi baslamis.  2004’de kucuk oglumla Kocatepe ve Dumlupinari ziyaret etmistik. 2006’nin basinda Suhut-Kocatepe arasina yol yapimina baslandigini TRT-Int TV'den ogrendim ve bu yolu yuruyerek Kocatepeye cikmaya karar verdim.  ITU’lu butun sinif arkadaslarima e-mail yazip isteyenlerin bana katilabilecegini bildirdim.  Galip Buyukyildirim ve Muharrem Kutlualp isimli arkadaslarimdan olumlu cevap aldim.   Daha once tanistigim Afyon Il Cevre Muduru Ali Ihsan Kirgiz Bey de bize yardimci olabilecegini bildirdi.  Annem de Kocatepeyi gormeyi cok arzuladigi icin 5 Haziran aksami ikimiz otobuslu ile yola ciktik.  Ertesi sabah Afyona vardik.  Galip’in tavsiyesi uzerine Afyonun 20 km kuzeyinde ve Kutahya yolu uzerindeki Omerli Kaplicalarina gittik.  Tesis Ulucoglu otelinin arkasinda bulunuyor.  Hem Ulucoglu’dan biraz daha ucuz hem de doga icinde samimi bir havasi var.  Ote yandan Omerlinin civari yesillik olmasina ragmen iki sandelye koyup agac altinda oturmaniza izin vermiyorlar.  Cocuklar cimenleri bozuluyormus. Ayrica icerde sigara icmek yasak olmadigi icin de pis havayi tenefus etmek zorunda kaliyorsunuz.  Ne yapalim bu kadar cahillik yapmazsak olmaz, degilmi?      

7 Haziranda annemle Afyonu gezmeye gittik.  Ali Ihsan Beyi ziyaret edip 10 Haziran gunu yapacagimiz Kocatepe yurusunun detaylarini konustuk. 8 Haziranda bir taksiyle anlasip annemi Kocatepeye goturdum. Karsilastigim Afyonlu taksiciler efendi insanlardi.  Birisiyle Kocateye cikis ve donus icin 35 YTL’ye anlastik.  Dondukten sonra anladim ki mesafe ve yokus tahminimden daha fazlaymis, 40 YTL  verdim, helallastik.  Kocatepe yine muhtesemdi.  Cok istemesine ragmen annem ancak ileri yaslarinda bu mubarek yeri gorebildi.  Gozleri nemli, huzur ve sessizlik icinde etrafi ve ilerideki tepeleri seyretti.  Bildigim kadariyla Buyuk Taaruzu anlatmaya calistim. Belli ki hayatinin en mutlu anlarindan birini yasiyordu.  Ataturk’un heykelinin onunde resim cektirdik.  Sonra bir otobus dolusu ogrenci geldi.  Gururlandik.  Anlasilan artik ulkemiz insani hizla bilinclenmeye basladi.  Memleketimizde arap ozentilerinin sayisi artar gorunuyorsa da eminim ki Turkluk suuru ile tarihine sahip cikan insanlarimizin orani daha hizli yukseliyor.  1980’lerin basinda ilk defa Canakkale savas bolgesini ziyaret ettigimizde neredeyse hic Turk ziyaretci yoktu.  Simdi insanimiz oraya akin akin gidiyor.  Yakinda Kocatepenin de ayni sekilde ziyaretci akinina ugrayacagindan eminim.  Hele kuzeyden ve guneyden yapilan yollar tamamlansin....  

Annemle Kocatepede

Onceden planladigimiz sekilde Galip ve Muharrem 9 Haziran aksami Omerli kaplicasina geldiler.  Galip’in yaninda Necati Ates isimli efendi bir arkadasi vardi.  Boylece bir dost daha kazandik. Aksam hasret gidermek ve sohbetle gecti.  Istanbuldayken yuruyus icin uzerlerini boyadigim kisa kollu beyaz  fanilalari arkadaslarima hediye ettim. 10 Haziran sabahi dordumuz Afyondan Ali Ihsan Beyi aldiktan sonra Suhuta gittik.  Eksik olmasin, Ali Ihsan  Bey Cumartesi olmasina ragmen Suhuttaki Ataturk muzesini bizim icin actirmis.  Son derece guzel sekilde restore edilmis eski bir konak.  Zamanin esraflarindan Haci Veli Gursoy Ataturk ve arkadaslarini 25 Haziran gecesi bu evde agirlamis.  Misafirler gecenin gec saatlerine kadar toplanti yapmislar ve saat sabah 1:00 civarinda atlarla ayrilmislar.  Gunun birinde Kocatepeyi ziyaret etmek isterseniz gezinizi mutlaka buradan baslatin.  Turkun neler basarabilecegini daha iyi anlamis olacaksiniz. 

Suhutta Ataturk ve arkadaslarinin 25 Agustos gecesi kaldigi ev (muze)

Suhut-Kocatepe arasini 5-6 saatte yuruyebilecegimizi tahmin etmistik. Ancak yol insaatinin devam etmesi dolayisiyla yolun yarisini hizla arabayla gecmemiz gerekti.  Ikinci yarisini yani yaklasik 2.5 saatlik kismini yuruyebildik.  Birimiz onden arabayi surerken digerlerimiz yurudu.   Vadiler arasindan gecip Kocatepeye guneyden yaklastiginizda Avsat yaylasina variyorsunuz.  Buyuk taaruza baslamadan once dedelerimiz bu yaylada gecelemis.  Dusman ucaklarinin ordumuzu fark etmemesi icin bizim “tayyarecilerimiz” buyuk mucadele vermisler.  Herhalde seneler sonra Ataturk’un “Istikbal goklerdedir” demesinin sebeplerinden biri bu olsa gerektir.   Avsat yaylasina vardigimizda Ali Ihsan Beyi bir koylu vatandasimizla otururken bulduk.  Koylu kardesimiz bizleri agarlamak istemis.   Tanimadigimiz fakir bir insan misafirperbverligini gosterebilmek amaciyla evinde ne yiyecegi varsa bizimle paylasmak icin cirpiniyordu.  Karsilik beklemeden yardim etmek isteyen insanlarla birlikte olmak ne guzel bir his.   Iste bunun yuzunden ben tatil icin Turkiye’ye geldigimde Anadoluda gezmeyi deniz kenarinda guneslenip dinlenmeye hep tercih ettim.  Dunyanin heryerinde gunes ayni gunes.  Ama ben bu koylu vatandasimizi baska hangi ulkede bulabilirim!

Avsat yaylasindan Kocatepeye cikis biraz yorucu oldu ama her saniyesine degdi.  Saat 1:30’da tepeye vardik.  Ali Ihsan Bey daha onceden arabayla gelmisti.  Yaninda orayi ziyarete gelmis bir aile de vardi.  Ogullari ertesi gun universite imtihanina girecekmis; moral vermek icin buraya getirmisler.  Ne asil bir davranis; gence basarilar diledik.  Ali Ihsan Bey milli mucadele tarihini cok iyi bilen, milliyetci bir insan.  26 Agustos 1922 sabahini buyuk bir heyecanla anlatti.   Adeta Ataturkun arkasinda buyuk taaruzu izliyorduk.  Onumuzde Tinaz ve Belen tepeler, uzakta gorunen Cigiltepe... Ne muhtesem bir manzara! Ne kutsal bir yer!  Mustafa Kemal ve arkadaslarinin Turk ulusuna Allahin bir lutfu olduguna tekrar inandim.  Arkadaslarimin heyecani benimkinden daha az degildi. 

Arkadaslarla Kocatepedeki ilk anitin onunde: (Soldan saga)

Necati Ates, Galip Buyukyildirim, ben, Muharrem Kutlualp ve Ali Ihsan Kirgiz Bey

Kocatepeden Afyona inip Cigiltepeye gittik.  Ataturke soz verdigi zamanda dusmandan tepeden atamadigi icin intihar eden Albay Resit Beyin aniti dikilmis.  Birinci Dunya savasi sirasinda Osmanli Imparatorlugun her cephesinde savasmis, Igilizlere esir dusmus, milli mucadele baslayinca Inebolu uzerinden gizlice Ankaraya gelip milli kuvvetlere katilmis buyuk bir askerdi Resat Bey.  Ayrica unlu Ziya Pasanin ogluydu.  Ataturk Resat Beyi yakindan tanidigi ve takdir ettigi icin, ona 57nci Alayin komutanligini verip,  stratejik acidan cok onemli bir yerde olan Cigiltepenin alinmasiyla gorevlendirdi.  27 Agustos sabahi soz verdigi saatte tepeyi alamayinca intihar etmis.  Yarim saat sonra tepe alindi ama tecrubeli ve onurlu asker bu zaferi goremedi. Tepeye cikip doguya baktiginizda cok uzakta Kocatepeyi gorebiliyorsunuz. Anitin girisine, seriatci terror ve bati emperyalizminin usaklari ile mucadele veren  ve 18 Aralik 2002’de sehit edilen buyuk milliyetci Necip Hablemitoglunun sozleri yazilmis: Turkiye Cumhuriyetinin uniter ve laik yapisina goz diken tum unsurlara karsi bunca zahmete ve mihnete degermi diyorsaniz, Ataturkun manevi mirascisi olarak "evet" diyorum.  Cunku Turkum ve baska Turkiye yok".  Baska soze gerek varmi'? 

10 Haziran gecesi arkadaslarla son defa bir araya geldik.  Ataturkun Canakkalede cekilmis meshur bir fotografi vardir.  Bu fotografta Ataturkun arkasinda uc “nefer” gorulur.  En uzaktaki meger Muharremin babasi Bilal Cavusmus.  Ataturk onu “Arap” diye cagirirmis.  14 yasinda gunullu askere yazilmis. Canakkale, Yemen ve Kurtulus savaslarinda carpismis ve 1957’de rahmetlik olmus.  Zaferin haricinde herhalde savasin hosa gidecek bir tarafi olmasa gerekir.  Olmek veya oldurmek.  Sen yasayabilsen bile yanindaki arkadaslarin kanlar icinde yere yigiliyorlar.  Bunu hatirlamak insana mutlaka buyuk uzuntu verir.  Dolayisiyla Bilal Cavus da savastan pek konusmazmis.  Hatirladiginda ise gozleri yasarirmis.  Bilal Çavuşumuza ve vatanımız için savaşan bütün kahramanlarımıza Allah rahmet eylesin. 

Atatürk ve değerli arkadaşım Muharrem Kutlualp'in babası Bilal Çavuş

 (en geride, sol elinde dürbün var), Çanakkale, 1915

Yunanlilar Istiklal savasimiza “Kucuk Asya Trajedesi” derler.  1850 yillardan itibaren yaklasik 70 sene icinde topraklarini dort misli buyutmusler.  Bati Anadoluyu alip iki kat daha buyumeyi hedeflemisler.  Avrupali dostlarinin destegi, Anadoludaki rumlarin kendilerine katilmasi ile zafere kolayca erisebileceklerini ummuslar.  Onlarin sansizligi ve bizim sansimiza, karsilarina Mustafa Kemal isminde 38 yasinda bir komutan cikti.  Ali Ihsan Beye gore, Buyuk Taaruzda bizim kaybimiz 10 civarindaymis, Yunanlilarin 110 bin askeri yok olmus.  Bundan dolayi tarihlerinin bu kara sayfasini “trajedi” olarak isimlendiriyorlar.  Savastan sonra Ataturk ve Venizelos arasinda imzalanan anlasmayla binlerce rum Anadoludan goc etmis ve yerlerine Yunan topraklarindan yurttaslarimiz gelmis.   

11 Haziran sabahi arkadaslarimizla vedalasip Afyondan ayrildik.  Ben annemi gezimizin son duragi olan Konyaya goturdum.  Otobus terminalinden bir taksi ile Mevlana muzesine gittik. Cok memnun kaldi.  Sonra Allaaddin camiini ziyaret ettik ve onundeki kahvehanede cayimizi ictik.  Konya, Anadolu Selcuklu Imparatorlugunun guzel ornekleri ile dolu.  Ancak insan bu sehirde gericiligin bagnaz havasini her yerde hissediyor ve tedirgin oluyor.  Maalesef Konyanin bu zengin tarihe ve Mevlana gibi buyuk bir dusunurun anisina layik oldugunu sanmiyorum.  Konya otobus terminali modern bina gorunumunde.  Ancak salonda oturdugunuzda alt kattaki tuvalettelerin pis kokusu geliyor.  Mevlanayi ziyarete gelen bircok turiste ragmen, otobus terminalinde alafranga tuvalet bulmak mumkun degil.  Bu dusuncesizlik yabanciya kulturumuzu zorla ogretme arzumuzun bir parcasi olsa gerek. Eminim onlarda bu cabamizi takdir ediyorlardir.  Konyada gece kalmadan aksam otobusu ile Istanbula hareket ettik. 

Annem Konya Mevlana muzesinde

Tatilimin son iki gununde eski dostlarimi ziyaret ettim.  16 Haziranda iki haftalik Turkiye tatilim bitti ve yine Munih uzerinden Kanadaya geri dondum.  2007 icin planim m? Buyuk sehirlerin yozlasmis havasindan uzakta, Anadoluda tarih ogrenmeye devam ....  

Annem ve ben, Omerli Kaplicasinda rastladigimiz

bir kucuk askerle (annesi ve teyzeleri arka masada)